metafor

parçalarsan büyük bir vitrini ya da kendi kirli aynanı
amaç seyir değil, duymaktır; ellerinle gebe kaldığın o yok oluşun sesini
 
yargıların harbidir, güneş beklenir
suya yazılmıştır ateşin şiiri, şarkılar yakılacaktır
gölgeler düşer, mahzundur yağmur birikintileri
 
ağır cümleler eskitir ömür
ve ömür dediğin bazı dillerde hâlâ çocuk
bazen kırılan oyuncakların bile ağlaması duyulur
ve ağlamak; aslında yerine göre susmaktır
 
sone' bir kadın ismidir
israfil enstrümanı ile eşlik eder
tanrı erkektir, mikail eşcinsel
eceli akortsuz yalnız bir vahinin eliyle
bana viyolonsel çaldığın o giyotin şehirde
azrail ile cebrail artık aynı şey
 
korkuyorum
 
toprağın seçimidir, leş beklenir
alnına kazınmıştır deccalın zahiri
gölgeler biter, yorgundur münker ve nekir'i
 
sağır gecelerde ölür ölüm
ve ölüm dediğin bazı dinlerde hâlâ aşk
bazen yakılan geçmişlerin bile bilinçsiz yankısı tutuşur
ve bir yankı; aslında yerine göre yalnızlıktır
 
sone' bir kadın ismidir, israf ettiğin bir zehir
sanrı teneşirdir, araf bir mizansen
'33 kurşun'suz yanlış bir dâbbetü'l-arz'ın eliyle
bana şirk koştuğun bu kabzasız şehirde
‘tespih çekiyorum’
imame nerede
imame nerede
imame nerede!
 
bana geldiğin yol ile sırat artık aynı şey.
 
üşüyorum
 
mavimelek, sayı 44, 02.02.10